ÖHD, Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne sunulan 10. Yargı Paketi’nde yer alan infaz düzenlemelerine ilişkin yazılı bir değerlendirme yayımladı. Dernek, teklifin kamuoyunda “siyasi mahpuslar” olarak bilinen hükümlüler yönünden eşitsiz ve ayrımcı uygulamaları sürdürdüğünü ifade ederek revizyon çağrısı yaptı.
Açıklamada, ikinci kez mükerrir olan hükümlülere koşullu salıverilme, denetimli serbestlik ve açık cezaevi hakkı tanınırken; Terörle Mücadele Kanunu kapsamında ceza alanlar için halen yüksek oranda koşullu salıverilme şartı aranmasının “hakkaniyetle bağdaşmadığı” vurgulandı. Ayrıca, hasta mahpusların konutta infaz hakkının “toplum güvenliği bakımından ağır ve somut tehlike oluşturmayacağı” gibi belirsiz ifadelerle sınırlandırılmasının eleştirildiği belirtilerek, bu kriterin yasadan çıkarılması gerektiği savunuldu.
ÖHD, infaz düzenlemelerinin hâlâ siyasi kimliği, düşüncesi ya da muhalif duruşu nedeniyle cezalandırılan mahpusları kapsamadığını belirterek, Anayasa'nın eşitlik ilkesine ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarına aykırılık taşıdığını ileri sürdü. Açıklamada şu ifadeye yer verildi:
“Ceza adaleti sistemi, toplumun tüm kesimlerine karşı adil ve kapsayıcı olmak zorundadır. Hapishaneler, adaletin askıya alındığı yerler olamaz.”
Dernek ayrıca, Abdullah Öcalan’ın 27 Şubat 2025’te yaptığı “demokratik siyaset ve hukuki boyutun tanınması” çağrısına da atıfla, İmralı’daki "ağırlaştırılmış tecrit"in kaldırılmasını ve barış sürecine katkı sunulabilecek koşulların yaratılmasını istedi.
ÖHD, 10. Yargı Paketi’nde yer alan tüm infaz düzenlemelerinin ayrımcılık yasağı ve hukuk devleti ilkesi çerçevesinde yeniden gözden geçirilmesi gerektiğini belirtti.