Şehrin altında 5 bin kilometreküplük magma gölü keşfedildi
Toscana denince akla üzüm bağları ve ortaçağ kasabaları gelir. Ancak bu manzaranın 8 ila 14,5 kilometre altında bambaşka bir dünya yatıyor. Cenevre Üniversitesi'nden Matteo Lupi ve ekibinin Communications Earth & Environment dergisinde yayımlanan araştırması, bölgenin altında 5 bin kilometreküplük bir magma ve kısmen erimiş kaya kütlesi tespit etti. Yalnızca Larderello bölgesinin altındaki hacim 3 bin kilometreküpü buluyor.
YELLOWSTONE'DAN FARKLI BİR CANAVAR
Yellowstone gibi bilinen süper volkanik sistemler yüzeyde belirgin izler bırakır. Şişkinlik, gaz çıkışı ve devasa kraterler bu sistemlerin varlığını ele verir. Toscana'daki magma ise yüzeyde hiçbir volkanik yapı oluşturmadığı için şimdiye kadar fark edilememişti. Bölgedeki son volkanik patlama 200 bin ila 300 bin yıl önce Amiata Dağı'nda gerçekleşti.
Araştırma ekibi bu durumu bir muamma olarak nitelendirdi. Bu kadar büyük miktardaki eriyiğin neden patlamalara yol açmadığı hala tartışılıyor. En güçlü açıklama magmanın silis bakımından zengin ve yapışkan yapısı. Bu özellik, magmanın yüzeye çıkmasını engelliyor.
DOĞANIN SESSİZ TİTREŞİMLERİ SIRRI ÇÖZDÜ
Keşfi mümkün kılan yöntem de en az bulgu kadar dikkat çekici. Araştırmacılar "ortam gürültüsü tomografisi" adı verilen bir teknik kullandı. Bu yöntem okyanus dalgaları ve trafik gibi doğal titreşimlerin yeraltındaki hız değişimlerini ölçerek geniş alanları haritalıyor.
Altı kilometre derinlikte ölçülen sismik dalga hızının normal kabuk değerlerinin çok altında kalması, eriyik varlığını ortaya koydu. Larderello'da 2,7 kilometre derinlikteki bir kuyuda 512 santigrat derece sıcaklık ölçülmesi de bu bulguyu destekledi.
LİTYUM VE JEOTERMAL POTANSİYELİ
Keşfin yalnızca bilimsel değil, ekonomik boyutu da var. Lupi, bulguların elektrikli araç bataryalarında kullanılan lityum ve nadir toprak elementlerinin yerini saptamak ile jeotermal enerji rezervuarlarını belirlemek açısından büyük önem taşıdığını vurguladı.
Derinlerdeki aşırı sıcaklık ve basınç, suyun hem sıvı hem gaz gibi davrandığı süperkritik akışkanlar yaratıyor. Bu akışkanlar ısıyı normal buhardan çok daha verimli taşıyarak bölgenin jeotermal potansiyelini artırıyor.