Zeliha Altuntaş

Zeliha Altuntaş

Kravatlı Katiller

"Adalet diye bir şey yoktur! Hak güçlünün doğru bulduğu şeydir"

THRASYMAKHOS (MÖ 459-MÖ400)

Kravatın tarihsel yolculuğu bizi ilk olarak MÖ 210 yılında Çin’e kadar götürmektedir. MS 100'lü yıllarda ise Romalı generaller ve senatörlerin askeri kostümleri ile bütünleşerek güç ve otoriteyi simgelediğini görmekteyiz.

Boyun atkılarının simgesel olarak bugüne aktarımı ise sosyal statü, güç ile imgelenecektir.

Kravat sözü nereden geliyor?

30 Yıl Savaşları sürecinde askere giden Hırvat gençlerine anneleri, eşleri, sevgilileri tarafından başlarından çıkardıkları örtüler savaşın şiddetinden onları korumaları için bir temenni olarak, umutlarını sevdiklerinin boynuna özel bir düğüm atarak bağlamışlardır.

Bu düğüm sevginin gücü ile eşlerini koruyacaktır. Zamanla Fransa kralı XIV Louis‘in ordusunda paralı askerlik yapan Hırvatlar’ın bu boyun bağları büyük bir ilgi görerek Fransızlar arasında da "kravat" adıyla yaygınlaşacaktır.

Osmanlı tarihinde batılılaşmanın bir simgesi olarak ilk kravat takan padişah, Sultan Abdülmecid (1839-1861) olmuştur.

Biz, tarih sayfalarından Abdülmecid'i küçük kız çocuklarına olan düşkünlüğü ile biliyoruz. Osmanlı yayılmacı politikalarının bir ürünü olarak, farklı coğrafyalardan cariye olarak saraya getirilen henüz çocuk yaştaki kızlar Abdülmecid'in ilgi odağı olmuştur.

Saray tarihçilerinin yazdıklarına bakılırsa henüz 9 yaşına gelmemiş kız çocuklarının bekaretini bozmak, kız çocuklarının, kadınların bedenlerinde bu zihniyetin yansımalarını görmekteyiz.

İktidarda kaldığı sürece çok sayıda kız çocuğuna tecavüz ettiğini, bu esnada bir çocuğun yaşamını kaybettiğini tarih sayfalarında okumaktayız.

Fakat, ne kravatını takmaktan vazgeçmiş ne de çocuklara tecavüzden vazgeçmiştir. Zerre vicdanı sızlamadan yaş sınırını 13'e çıkartarak boynunda medeniyetin sembolü kravat ile tavırına devam etmiştir.

*

KATİLDEN LİDER YARATMAK:

Antropolog David Graeber, kravatın temsil ettiklerinin güç ve iktidar olduğuna vurgu yaparak bir simge haline geldiğini belirtir. Golani'ye takılan kravat bunun somut bir örneği olmuştur.

Uluslararası Arenada "terör örgütü" olarak kabul edilen HTŞ ve lideri Golani‘ye kravat takılarak meşruiyet kazandırılmaktadır. Oysa, Uluslararası Hukuk literatüründe ve İnsan Hakları Evren Bildirgesi olmak üzere yazılı tüm anayasa belgelerinde suçluyu aklamanın yolu kravat takmaktan değil sanık sandalyesinde yargılamaktan geçer.

Emperyalist güçler tarafından kendi çıkar ilişkileri çerçevesinde oluşturulmak istenen algı ile cihatçı bir katilden bir cumhurbaşkanı imal edilmek istenmektedir. Saçlar kesilmiş, sakallar düzeltilmiş, takım elbise giydirilmiş, en son olarak da boynuna bir uygarlık simgesi olan kravat takılmıştır.

Artık karşımızda bir "kravatlı katil" vardır. Modernite'nin, efendiliğin, simgesi olarak Golani’ye kravat takılarak simülasyon yaratılmak istense de cübbeli katilden ancak olsa olsa kravatlı bir katil görüntüsü verilir. Kravat, otorite, güvenilirlik ve zekayı simgesel olarak ifade ettiği düşünülür, fakat vicdanının sesini dinleyen toplumların zihninde hala kravat giydirilmiş bir caniyi imgeleyecektir.

Geçtiğimiz günlerde HTŞ "dışişleri bakanı" Avrupa Parlamentosu’nda resmi törenle karşılanarak 2024 yılı için 300 milyon, 2025 yılı içinse 2,5 milyar Euro’luk ödenek ile ödüllendirildi.

Oysa HTŞ hala terörist örgütler listesinde ve Suriye’de sistematik şekilde vahşice Alevi katliamı yapmaktadır.

Ortadoğu bir bütün olarak emperyalist güçlerin ve çetelerin işgali altında olup kan akmaya devam etmektedir.

Ve şu günlerde İsrail tekrar Barış Antlaşmasını ihlal ederek Gazze’ye yönelik saldırılarla başta çocuklar ve kadınlar olmak üzere sivil halka karşı savaş suçu işlemeye devam ediyor.

Üstelik Batı'nın desteği ve gözleri önünde. ABD ve Avrupa'nın kravatlı liderleri İsrail’e silah tedarik ederek Ortadoğu‘nun yeniden yapılanması için bir medeniyet timsali boyunlarında savaş politikalarını sürdürmektedirler.

John Austin'a göre Hukuk kuralları, iktidarlar tarafından düzenlenen itaat edilmesi gereken buyruklardır.

Ve egemen güçlerin koyduğu kurallar kendisini ve kendi çıkarlarını değil, sadece yönetilenleri bağlar.
Görülmektedir ki, egemen güçler kendi çıkarları söz konusu olduğunda, hukuk kurallarını, temel değerlerini ayaklar altına alabilmekte ve bir çırpıda bir kenara bırakabilmektedirler.
Oysa Adalet kavramı hukukun temeli değil midir?

*

KATİLE KRAVAT İNDİRİMİ...

Dünya Ekonomik Forumu’nun 2024 "Küresel Cinsiyet Uçurumu" Raporu’na göre Türkiye 146 ülke arasında 127. sırada gelmektedir. Toplumsal Cinsiyet temelli ayrımcılık nedeniyle cins kırımları yaşanmaktadır.

2024 yılı kadın cinayeti verilerine göre 226 kadın, evli oldukları erkekler, babaları veya oğulları tarafından öldürülmüştür.

Literatüre şüpheli kadın ölümleri diye bir kavram girmiştir. "Şüpheli kadın ölümleri" bu sayının çok daha fazla olduğu anlamına gelmektedir.

Kadın katillerine verilen cezaların caydırıcılıktan uzak oluşu yargılamalar sırasında takdiri indirim nedeni olarak bilinen kravat indiriminden faydalanmaları adeta bir cezasızlık ortamı yaratmaktadır.

Oysa kadın katilleri cezalandırılmayıp kravat takılarak ödüllendirilirse toplumda ceza normunun geçerliliğine olan inanç ortadan kalkar ve adalet duygusu zedelenir.

*
Newrozu kutladığımız şu günlerde adalet arayışında güneşi selamlayarak baharı örgütlemek için tüm renklerimiz ile kenetlendiysek, dilimizde türkülerle halaya durduysak tomurcuklar çoktan çiçek olmuştur.

Önceki ve Sonraki Yazılar
Zeliha Altuntaş Arşivi