İlker Yıldız

İlker Yıldız

Savcılar göreve

İnsanların gerçek seçimlerde bile sandığa gitmeye üşendiği bir dönemde bir partinin ön seçimine gidip tek adaya oy vermek büyük bir demokratik farkındalıktır.

Sonuç olarak başka aday olmadığı için kaç kişinin oy verdiğinin önemi yoktur esasında. 1 oy bile çıksa aday bellidir. Böyle bir durumda sandığa koşan insanlar bir tepki ortaya koyuyorlar demektir.

Dolayısıyla böyle kısıtlı biri imkanla yapılan ön seçimlerdeki sonuçlar gerçek seçimdeki oy oranlarının çoğu zaman çok altında kalır.

Tam da bu yüzden Pazar günü Ekrem İmamoğlu’na oy vermek için sandıklara koşan 14 milyon 850 bin kişi iktidara bir demokrasi dersi vermiştir.

Çok önemli bir tepkinin yansımasıdır bu.

İlk günden beri söylüyorum. Konu Ekrem İmamoğlu değil.

İnsanlar çifte standarda, adaletsizliğe artık katlanamıyor. Türkiye’deki savcılar kamuya mal olmuş ispatlı, delilli yolsuzluk olayları için kıllarını kıpırdatmıyorlar.

Türk Ceza Kanunu Madde 257’ye göre "Görevi kötüye kullanma" suçu, bir kamu görevlisinin, görevini kötüye kullanarak, yetkilerini haksız bir şekilde kullanması, görevini yerine getirmemesi ya da görevini yerine getirirken çıkar sağlama amacıyla hareket etmesi durumu için düzenlenmiştir.

Bir savcı, suç işlediği düşünülen bir olay hakkında yeterli delil bulunması durumunda, yasal yükümlülüğü gereği bu deliller ışığında soruşturma başlatmak zorundadır.

Eğer savcı, elinde yeterli delil olmasına rağmen soruşturma açmaz veya bu konuda adım atmazsa, bu durum görevi kötüye kullanma olarak değerlendirilebilir. Bu gibi durumlar, suçlunun cezasız kalmasına ve adaletin yerini bulmamasına yol açabileceğinden, hukuki bir hata ve kötüye kullanım sayılabilir.

Yaklaşık bir hafta önce CHP Genel Başkanı Özgür Özel AKP’nin soruşturma bile açılmayan bazı yolsuzluklarını ifşa etmişti. Özel’in bahsettiği dosya ile başlayıp hiç soruşturma bile açılmayan bazı dosyaları hatırlayalım.

Bayrampaşa Belediyesi’nde 2021 yılında yapılan Yangın Koruma Malzemelerinin Bakımı ve Onarımı ile ilgili 1.6 milyon liralık alım yapılıyor. Alım yapılan şirketin adresi belediyeye ait Türk-İslam Sanatları Merkezi’nin adresi çıkıyor. Detaylı araştırma yapıldığında böyle bir şirketin olmadığı, kesilen faturaların da naylon fatura olduğu ortaya çıkıyor. Bu dosya Aralık 2024’te kaymakamlığa, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na teslim ediliyor. Halen bir işlem yapılmış değil.

İBB’nin Teftiş Kurulu tarafından başlatılan yolsuzluk soruşturması dosyasında AKP döneminde kamunun 30 Milyar TL’lik zarara uğratıldığı 37 dosya ile ortaya konulmuştu. Dosyaya Eski İç İşleri Bakanı Süleyman Soylu tarafından el konulmuştu. Bu dosyalar 12 Ocak 2021 tarihinde İçişleri Bakanlığı’na devredilmişti.

BirGün gazetesi muhabiri İsmail Arı’nın 12.11.2023 tarihinde yaptığı habere göre bu dosyalardan beş tanesinin üzerinin kapatıldığı diğer 32 dosya hakkında da 4 yıldır bir işlem yapılmadığı ortaya çıktı.

Melih Gökçek dönemine dair 97 yolsuzluk dosyası 2020 yılında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına teslim edildi. O dönemin parasıyla 3 milyar TL’lik bu dosyalar için Melih Gökçek ifadeye bile çağrılmadı.

Dönemin Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş’ın imzasıyla AKP Özel Buluşma Harcaması AKP İl Başkanlığı’na giden paketler, AK Parti İl Binası’nda Kokteyl Gideri, AKP Temayül Yoklaması Masrafları, AKP Ankara’nın İstediği Promosyonlar, Seçim Çalışması Yemek Gideri, AKP Kadın Kolları’na Yemek, Alinur Aktaş Seçim Çalışması, Hüdapar İl Kongresi Yemek Bedeli, Ülkü Ocakları Yemek Bedeli, BBP Yemek Bedeli, DSP Lansman Gideri, TÜGVA Yemek Bedeli, MHP Kemalpaşa İlçe Örgütü Harcamaları ve Bursa’ya gelen 10 bakanın Bursa seçim çalışma masrafları gibi 110 kalem Bursa Büyükşehir Belediyesi Özel Kalem’in bütçesinden ödendi. 15,5 milyon TL’lik bu harcamalar için bir yolsuzluk dosyası oluşturuldu.

Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı bu konuyla ilgili henüz bir adım atmadı.

Bu dosyalar gibi onlarca dosya var. Sadece belediyelerle ilgili de değil, bakanlıklarla ilgili de dosyalar var. Mesela kendi şirketinden Bakan olduğu Ticaret Bakanlığı’na piyasanın üzerinde bir fiyata 9 Milyon TL’lik dezenfektan satan Ruhsar Pekcan hakkında da bir soruşturma olmadı.

İfadeye bile çağrılmadı. Olayın üzerinden 5 yıl geçti.

Tüm bu dosyaların ortak noktası AKP ile ilgili olması. Konu AKP ise savcılar üç maymunu oynuyorlar. Bu açıkça görevi kötüye kullanmadır.

“Savcılar göreve” sloganı boşuna söylenmiyor değil mi?

Makamı gereği geniş yetkilerle donatılmış olsalar da bu kişiler özünde 86 milyon vatandaşın vergisiyle para kazanan devlet memurlardır.

Savcılara bir kutsaliyet atfederek eleştirilmelerinin önüne geçmek hukuk devletine ters düşmektedir. Savcılar bir siyasi partinin ya da iktidarın değil cumhuriyetin savcısı olarak her vatandaşa eşit ve adil davranmak zorundadır. Elbette aynı şey hakimler için de geçerli.

Geldiğimiz noktada insanların tepkisinin sebebi Ekrem İmamoğlu’na destekten çok daha öte bir anlam taşıyor. Milyonlarca Türk vatandaşı yargının bağımsızlığına, savcıların, hakimlerin iyi niyetine inancını kaybetmiş durumda.

Yapılan her operasyonun siyasi olduğunu düşünüyor ve bu yüzden sokaklara dökülüyorlar. Anayasal protesto haklarını kullanıyorlar. Ellerinden sadece bu geliyor.

AKP ile ilgili yüzlerce dosyaya yıllardır çürümeye bırakan yargı makamı konu CHP olunca uyduruk gizli tanık ifadeleriyle halkın oy verdiği belediye başkanlarını yargı süreci tamamlanmadan hapse gönderiyor.

CHP yolsuzluk yaptıysa cezasını çeksin elbette. Ben aksini söylemiyorum ama yargı artık inandırıcılığını kaybetti.

Eşit ve adil olmadığı sürece verilen her karar siyasidir. Ben bu satırları yazarken Ankara Büyükşehir Belediyesi hakkında da konser ödemeleriyle ilgili yolsuzluk soruşturması başlatıldığı haberi paylaşıldı. Güler misin ağlar mısın?

Melih Gökçek diyorum ya! Melih Gökçek! 97 dosya. 3 milyar TL... 5 yıl geçti hala ifadeye çağrılmadı. Şimdi Mansur Başkan’ı konser ödemelerinden dolayı mı soruşturuyorsunuz?

Soruşturun tabi. Herkes hesabını versin de dedim ya eşit ve adil olmadığı sürece verilen her karar siyasidir.

Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün bizlere emanet ettiği cumhuriyeti korumak istiyorsak bu haksızlıklara, bu ayrımcılığa sessiz kalamayız. Kalmamalıyız.

Önceki ve Sonraki Yazılar
İlker Yıldız Arşivi